Muhabbetik.com Blog » Acının Sarnıcı Ben Oldum

Muhabbetik.com Blog

04 Ekim 2009

Acının Sarnıcı Ben Oldum

Yazar: admin | Kategori: Duygusal Hikayeler

Acının Sarnıcı Ben Oldum

GitmiÅŸtim.. Saçımdan tırnaklarıma kadar boylu boyunca bir gidiÅŸtim… Durakta beklemekle otobüse binmek arasındaki çırpınışları kaplıyordu aklım.. Aklım öyle sevimsizdir ki böyle zamanlarda, bulutlarla yerkabuÄŸu arasında sıkışır kalırım.. Doyumsuz bir yolculuk ÅŸoku ardı ardına gözlerime saplanır..İki adımda bir kavÅŸak serilir önüme. Karasızlık buhranı sonra… Her acının yürüdüğü söylence bir yol vardır.İşte kavÅŸakları hep acıya ayarlanan gidiÅŸlerim bu söylenceye aldanır… Kandili kısık bir aydınlıkta zamanın geç kalmışlığında yolları birbirine düğümlerim…
Günü ikiye böler acının kılıcı yüzüne yakışan rengi seçer, geceyi giyinir acının kanayan yarıklarından küçük adımlar geçer… Resmi sevinç, içi ezinç baÅŸlangıçla gözüm görmeye baÅŸlar. Dilim tatlanır, ceplerimde kıvranır ellerim.. Oysa yürek yeniktir hala.Bunu artık kim deÄŸiÅŸtirebilir. İnsan görebilirse erdiÄŸini soÄŸuk sokaklara sokulma vakti gelmiÅŸtir. Alnımdan su eksildiÄŸinde, acıların kayaları küflendiÄŸinde aynalara suretimin sığmadığı zamanlarda gözüme dokunacak bir göz olmadığında sırası gelmiÅŸtir çantayı sırtlamanın. o günden sonra bütün kent sokaklarında asit yaÄŸmurlarında tek başıma yürürüm. Yüzüm keskin bir mehtapta küskün bir kedi kadar kimsesiz, yüzüm kapalı tüller kadar sessiz… Az evvel bütün ıışıkların ardına baktım yoktun!! Bu kentte senin lisanını konuÅŸuyorum aÅŸk boyu.. Lisanım var inanıyorum öyleyse bu gözümü alan sessizlik neden? Bu sağır özlemin failini göster bana..
Her gün yüreÄŸimi ipe götüren bir cellatı arıyorum.. Gözlerimi gösteriyorum kalabalığa gören yok mu? Peki tanıyan celladı mı? Bir yol daha uzadı önüme, kıyısında sıra sıra meÅŸe kolyesi.. Her meÅŸenin gövdesine bir kelime yazıp geçmÅŸim o yoldan..S enden baÅŸka kim baÅŸarabilirdi aÄŸaçlardan cümle kurmayı…Ve beklediÄŸim oldu aÄŸaçların yolun sonu denize çıktığı..Ben seni denizsizken bilirim… Gözlerindeki son damla maviyi ellerinle saklardın her seferinde.. Daha engelleri aramızdan söküp karşımıza almadan gittin… Deniz sıçradı üzerine, tuza, yakamoza aldanıp gittin!!! Ne zaman rüzgar saçılsa bir kadıın saçlarına, benim bungun ellerim aÄŸlıyor ÅŸimdi.. Gel ben ölmekteyim… Caddelerde adımlarım boÄŸuluyor, gözlerindeki surları katlime örüp durma!! Rengi kokuÅŸmuÅŸ yazlara mezarımı kazma!! Naçar oturup aÄŸladığım, güldüğüm çay bahçelerinde denizden donuk gözlü balıklar bakıyor bana..
Vapurların bir bir sana seferi yok.. Gözlerimdeki kayıp ilanlarına aldıran da.. İç bükey bir acıyla geldiğim kentte enkaz oldum.. Bana ayrılan kül bulutlarını soğuruyorum şimdi.. Kanat ve el gibi tutabilir mi bir başka eli ey deniz? Bugün varlığımın infazına hükmettim..

Durgun bir denizle yanan bir kentin arasında kaldım.. Yamacıma yanaşan şu gemi son kavşağım olsun. İsimsiz olsun.. Eylüle açılıyor dalgalar.. Ah kalbim üzerine çullanacak yine sonbahar.. Sulara sok kanlı saçlarını.. El salla tren istasyonuna, kıyıdaki cam kırıklarını damıt.. Olsa olsa bir sevgiden düşmüştür bu acı.. Peki neden ben oldum bu acının sarnıcı?



"Acının Sarnıcı Ben Oldum" için Yorum Yok

Yorum Formu




chat sohbet kanallarý Sohbet siteleri Sohbet odalarý Oyun oyna flash Oyunlar MuhabbeT Diyet sesli chat Sesli sohbet Sesli chat