﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhabbetik.com Blog &#187; Askerlik yazılar</title>
	<atom:link href="http://www.muhabbetik.com/blog/category/yazilar/askerlik-yazilar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muhabbetik.com/blog</link>
	<description>eglence komik yazılar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Nov 2009 10:52:31 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>57 alay yazıları</title>
		<link>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/57-alay-yazilari.htm</link>
		<comments>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/57-alay-yazilari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 15:16:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[57 alay hikayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbetik.com/blog/?p=372</guid>
		<description><![CDATA[Buradaki 57. yazım olması münasebetiyle yazımda size 57. Alay’ı anlatmayı istedim… 57. Alay –belki birçoğunuz duymuştur yada görmüştür- Çanakkale Savaşları’nın kaderini büyük oranda etkileyen bir askeri birlikti. 19. Tümen’e bağlıydı ve 19. Tümen komutanı Mustafa Kemal olarak atanmıştı.
Mustafa Kemal Çanakkale’ye geldiğince cepheden cepheye koşuyor ve gittiği her cephede başarılar sağlıyordu. Bir cepheye gitmek üzere görevli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Buradaki 57. yazım olması münasebetiyle yazımda size 57. Alay’ı anlatmayı istedim… 57. Alay –belki birçoğunuz duymuştur yada görmüştür- Çanakkale Savaşları’nın kaderini büyük oranda etkileyen bir askeri birlikti. 19. Tümen’e bağlıydı ve 19. Tümen komutanı Mustafa Kemal olarak atanmıştı.</p>
<p>Mustafa Kemal Çanakkale’ye geldiğince cepheden cepheye koşuyor ve gittiği her cephede başarılar sağlıyordu. Bir cepheye gitmek üzere görevli birliği ile beraber yola çıkmışlardı. Yol uzun ve çetin şartlarda olduğundan biraz mola vermişlerdi. O sırada Mustafa Kemal bir askerin koşar adımlarla onların istikametinde geldiğini gördü ve şu dialoglar yaşandı;</p>
<p>“- Nereye?<br />
- Düşman Efendim…<br />
- Düşmandan kaçılmaz.<br />
- Cephanemiz bitti Komutanım…<br />
- Cephaneniz yoksa süngünüz var” dedikten sonra Mustafa Kemal dinlenen birliğin koşar adımlarla ama dikkatli bir şekilde peşlerinden gelmesini emretti. O sırada Mustafa Kemal olay yerine varmıştı yani 261 rakımlı tepeye. Düşman askerlerinin inanılmaz bir şekilde yaklaştığını ve kendi askerlerinin çekildiğini gören Mustafa Kemal hepsine yere yatmalarını söyledi. O sırada karşı birliklerde yatma pozisyonuna geçmişlerdi. Mustafa Kemal o an tarihe geçen şu sözleri sarf etti ve tarihi kararını verdi; “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hakim olabilir.” bu karardan hemen sonra tüm askerlere süngü taktırıp karşı hücuma geçirdi.</p>
<p>İşte o an Türklerin tarihinin kaderi o süngülerin uçlarıyla, ölen şehitlerin kanlarıyla belirgin bir şekilde yazıldı. Mustafa Kemal bir ilki gerçekleştirip kendi insiyatifi doğrultusunda hareket ederek düşman birlikleri püskürtmüştü.</p>
<p>Fakat bu olay tarihte birçok yerde yanlış olarak anlatıldı. Birçok kişi –ki bunların arasında bende vardım- 57. Alay’ın tamamının şehit olduğunu sanıyordu çünkü anlatılan o şekilde anlatılıyordu. Ama araştırdığım kaynaklar neticesinde en belirgin kanıtı Çanakkale Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın çıkarmış olduğu Çanakkale Deniz Savaşları adlı kitabında gördüm. Orada da 57. Alay’ın tamamının şehit olmadığı belgelerle kanıtlanıyordu. Ne yazık ki Çanakkale ile ilgili birçok hurafe mevcut… Hangisi doğru hangisi yanlış bilmek çok zor. Ama 57. Alay’ın hikayesi de bu… Saygı, selam ve sevgilerimle…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/57-alay-yazilari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burnu Delik Gazi hikayesi</title>
		<link>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/burnu-delik-gazi-hikayesi.htm</link>
		<comments>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/burnu-delik-gazi-hikayesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 18:02:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Burnu Delik Gazi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbetik.com/blog/?p=370</guid>
		<description><![CDATA[Biz yad ellerde neler bırakmadık !
Uçsuz bucaksız vatan toprakları elimizden çıkarken yüz binlerce vatan evladını da buz ve kum çöllerine gömüp terk ettik . Başımıza öyle bir musibet çökmüştü ki elimizdeki son toprak parçası da düşman işgaline uğramıştı.
Irzımızı , namusumuzu , dinimizi , bayrağımızı kurtarabilmek için canımızı dişimize takıp kan ve ter döktük . Kadınlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biz yad ellerde neler bırakmadık !<br />
Uçsuz bucaksız vatan toprakları elimizden çıkarken yüz binlerce vatan evladını da buz ve kum çöllerine gömüp terk ettik . Başımıza öyle bir musibet çökmüştü ki elimizdeki son toprak parçası da düşman işgaline uğramıştı.<br />
Irzımızı , namusumuzu , dinimizi , bayrağımızı kurtarabilmek için canımızı dişimize takıp kan ve ter döktük . Kadınlar ersiz , gözler fersiz , insanlar yersiz kaldılar . Ateşsiz ocaklar , babasız çocuklar ,ekinsiz tarlalar vardı . Açlık ve sefalet içinden onurlu,gururlu,imanlı,başı dik bir millet olarak yeniden doğduk . Yeni bir devlete kavuştuk .<br />
Cephelerde can veren yiğitlerimizin yanı sıra düşman eline esir düşmüş askerlerimiz de uzun yıllar yuvayı , sılayı göremediler . Bu esir askerlerin bir kısmı işkence ,açlık ve hastalıktan şehit olurken pek az bir kısmı da tekrar yurtlarına dönebildi .<br />
Balıkesir Armutalan Köyünden Muhammed (Kılıç ) din için , devlet için , can çekişen millet için yıllarca savaş meydanlarında çarpışmış , cepheden cepheye gönderilmiş yiğitlerdendi. Onun kaderinde “ şehadet” yerine “ esaret “ yazılmıştı . İngilizler onu esir almışlar , Mısır’da burnunu delerek halka takıp ,zincirleyerek diğer Türk esirleriyle birlikte sokaklarda dolaştırıp işkence yapmışlar , üzerlerine balgam ve pislik atılmıştı .<br />
Sonra Yemen’e gönderildi delik burunlu Muhammed . Orada da çok ağır hizmet ve işkencelere maruz kaldı . Arkadaşlarının çoğu can verdi . Muhammed artık dayanamıyordu . Canına kıymayı düşünecek kadar ruh ve inanç dünyası alt üst olmuştu . Yemen’li bir genç kızın yalvarmalarıyla ancak kendine gelebildi . Bu hanım ile evlendi ,iki çocuğu oldu . Ama gönlündeki vatan hasretini , köyünün hayalini bir türlü silemiyordu .<br />
Yemen’li hanımı öldükten sonra çocuklarını eşinin akrabalarına emanet ederek uzun bir yolculuktan sonra Balıkesir’e döndü . Tam 16 yıl sonra köyü Armutalan’a gelmişti . Parasız , pulsuz, kimsesiz ve garip …<br />
Burnu Delik Muhammed Amca , köyde çocukların eğlencesi olmuştu .<br />
“ Burnu Delik Amca ! Burnu Delik Amca ! “<br />
Bir kulübe, yoksulluk , kuru mısır ekmeği …<br />
Muhammed Amca , çocuklar alay etsin diye köyüne dönmemişti . Bu topraklarda ölmeye gelmişti . Ama olsun , onlar çocuktu . Kapısını kapayınca onlardan kurtulabiliyordu .<br />
Bu hava , bu su , bu toprak , köyün küçük camii, minareden okunan ezanlar , o sesler , o nefesler , hep kendinden bir parçaydı .<br />
İngilizler , dünyanın en kahraman askeri Muhammed’in burnuna halka takmışlardı ama ruhuna kelepçe takamadılar .<br />
Burnu Delik Gazi Muhammed Amca o fakir ve kimsesiz kulübesinde yıllarca yaşadı ve sonra bir gün ruhunu yüce Rabbine teslim etti .<br />
Yıl 1947 …Armutalan Köyünün cami avlusunda teneşirdeki Gazi’yi yıkamaya çalışan İmam Efendi rahat su dökemiyordu . Başının üzerinde bir bulut gibi toplanan yüzlerce serçe kuşunun cıvıldaşmalarını gören köylüler de şaşırdı .Kuşlar Gazi’nin vücuduna yaklaşarak küçük daireler çiziyor , kanat çırpıyorlar ve bazıları teneşirin üzerine konuyordu .<br />
Cenaze namazı kılınırken çevre ağaçlardaki kuş cıvıltıları giderek çoğaldı . Bu kadar kuş nereden gelmişti ? Gazi’nin tabutunu omuzlayan köylüler avludan çıkarken yüzlerce minik serçenin kendilerini takip ettiğini ve hareket halindeki tabutun üzerine konduğunu gördüler .<br />
Köylülerden biri “ Allahuekber !” dedi ; ve diğerleri de ona katıldılar .<br />
Allahuekber … Allahuekber ! La ilahe illallah u Allahuekber ! Allahuekber velil la ilhamd ! “<br />
Cemaat göz yaşlarını tutamıyordu . Burnu Delik Gazi Muhammed Amca dualarla defnedildi .<br />
Kur’an okunuyor ,dualar ediliyor , köylüler ağlıyor , ağaçlarda ve kabrin üstünde havada yüzlerce kuş cıvıldaşıyor .<br />
Toprak kapandı , insanlar kenara çekildiler , bir serçe sürüsü kabrin üstüne indi . Muhammed Amca şehit olamamıştı ama istediği son her halde böyle olmalıydı .Yıllarca Allah yolunda cihat etmiş, işkence görmüş , sabretmiş ve Yaradan’ına olan kulluk borcunu unutmamıştı .<br />
O minik serçeler kimin emriyle hareket ediyordu ?<br />
Yoksa melekler , Yüce Allah’ın izniyle o minik kuşların bedeninde bu şanlı Gazi’nin cenazesine mi katıldılar ? Burnu Delik Gazi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/burnu-delik-gazi-hikayesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Askerin isteği</title>
		<link>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/canakkale-sehitlerimizden-bir-yazi.htm</link>
		<comments>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/canakkale-sehitlerimizden-bir-yazi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 21:56:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Şehitlerimizden bir yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbetik.com/blog/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Çanakkale harbi sırasında saf ve temiz bir asker, emir eri olarak ayrılır komutanı tarafından. Fakat Askerin gönlü emir eri olmaya razı değildir ama askeri kurallara riayet etmek zorundadır. Harp kızıştığı bir sırada Asker dayanamaz komutanına çıkarak ; “Komutanım, bizim köyde imamdan duymuştum. Düşmana karşı şehit olanlara Allah huri kızı veriyormuş. İzin verin bende savaşıp vatanım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale harbi sırasında saf ve temiz bir asker, emir eri olarak ayrılır komutanı tarafından. Fakat Askerin gönlü emir eri olmaya razı değildir ama askeri kurallara riayet etmek zorundadır. Harp kızıştığı bir sırada Asker dayanamaz komutanına çıkarak ; “Komutanım, bizim köyde imamdan duymuştum. Düşmana karşı şehit olanlara Allah huri kızı veriyormuş. İzin verin bende savaşıp vatanım için, Allah için şehit olup huri kızı kazanayım” diye ricada bulundu… Komutan askere bakıp söylediği sözlere gülerek “Hadi git işine bak ” diyerek başından savar. Asker birkaç gün sonra yine komutana çıkar yine aynı sözleri tekrarlar, cephede düşmanla çarpışmak istediğini söyler. Komutan Askere acır, çünkü giden geri gelmiyor.”Oğlum başka işin yok mu senin ” diye söylenir. Asker; “Komutanım; ben fakir bir köylüyüm. Köyde bana kız vermezler. Fakirim diye hor görüyorlar. Ne olur izin verin, belki şehit olurum ve huri kızıyla evlenirim ” diye yalvarır. Bu yalvarış günlerce böyle devam eder.. Komutanın canı iyice sıkılmıştır. “Hadi git huri kızı ile evlen bakalım “diyerek onu cephenin en ön saflarına gönderir. Aynı gün ön safta çarpışan Mehmetçik alnına yediği tek kurşunla şehit olur. İki taraf için yaralı ve ölüleri taşımak için verilen arada, komutan cesetler arasında kendi Askerini, yani emir erini görür. Üzülür, canı sıkılarak “Bu kadar ısrar etmesi bunun için miydi ” diye düşünür. Sonra Mehmetçiğin cesedine yönelerek sinirli bir şekilde seslenir. “Aldın mı huri kızını ha,aldın mı ? ” der. Bu sırada bir mucize gerçekleşir. Yerde yatan cansız Mehmetçik sağ elini havaya kaldırarak iki parmağını gösterir komutanına ve “Hem de iki . tane ” der ve kalkan eli hemen geri düşer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/canakkale-sehitlerimizden-bir-yazi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs Savaşı</title>
		<link>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/kibris-savasi.htm</link>
		<comments>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/kibris-savasi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 21:51:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbetik.com/blog/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri de askerlik süresini tamamlamadan teskere almanın birçok yolu varmış. Örneğin, bölüğün sancağını çalıp, Genelkurmaya teslim eden askerler hemen terhis ediliyomuş. Ancak işin tehlikeli yanı, bu konunun bölük komutanları tarafından onur meselesi yapılmasıymış. Yani sancağı çalan askerin, bölüğün şerefinin temizlenmesi adına, vurulmasına kadar varabilirmiş bu iş.
Bi arkadaşım, başka bi erken terhis hikayesi anlatmıştı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Silahlı Kuvvetleri de askerlik süresini tamamlamadan teskere almanın birçok yolu varmış. Örneğin, bölüğün sancağını çalıp, Genelkurmaya teslim eden askerler hemen terhis ediliyomuş. Ancak işin tehlikeli yanı, bu konunun bölük komutanları tarafından onur meselesi yapılmasıymış. Yani sancağı çalan askerin, bölüğün şerefinin temizlenmesi adına, vurulmasına kadar varabilirmiş bu iş.</p>
<p>Bi arkadaşım, başka bi erken terhis hikayesi anlatmıştı. Olay Kıbrıs a, Türk-Rum sınırındaki bi karargahta olmuş. Bi gece sınırda nöbet tutan erlerden biri, nöbet sırasında uyuyakalmış. Teftiş için dolaşan nöbetçi üstteğmen bunu farkedince, eri uyandırmamış, sadece silahını almış ve “20 dakika sonra nöbet devretmek için geldiğinde bakalım tüfeği için ne hikaye uyduracak? . Biraz eğleniriz işte” diye düşünmüş. 20 dakika sonra nöbet değişiminde silahlar sayılmış, ama eksik yok. Üsteğmen kafayı yemiş. “Nasıl olur yaa” diye söylenmeye başlamış. Silahları tekrar tekrar saydırmış. Ama sonuç değişmemiş; hepsi tamammış.</p>
<p>Silahını aldığı ere, “Seni nöbet yerinde uyurken yakalayıp silahını aldım. Ama şimdi silahlar tam. Açıklama istiyorum” demiş. Er boynunu büküp cevap vermiş, “Komutanım, uyandığımda baktım ki silahım yerinde yok. Sınırın karşı tarafına baktım, Rum askeri de benim gibi uyuyor. Gittim ben de onun silahını aldım.”</p>
<p>Bu olay üzerine, o askerin teskereye daha epey bi günü olmasına rağmen, ertesi gün terhis edilmiş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbetik.com/blog/yazilar/askerlik-yazilar/kibris-savasi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
